simdi diyelim ben issiz bir adaya dustum. issiz dediysem hakikaten issiz. hicbirsey yok adada. cast away
filmindeki gibi hindistan cevizleri de yok. kupkuru. got kadar bir ada. agac, yesillik hicbirsey yok. ustune
ustluk yuzme de bilmiyorum. yani acilip balik avlama imkanim da yok. boyumu gecmeyen kisimda ise
tek balik yok. yani larva olsa ona da talibim ama o da yok. denizin dibi de kupkuru. ilk geceyi fazla sikinti
cekmeden geciriyorum. cunku ucak dusmeden once guzelce bir yemistim. karnim ac degil. ama ertesi
sabah uyandigimda felaket susadigimi farkediyorum. ariyor tariyorum ama adada icimlik su yok. zaten
ada 1 donumluk yani cok kucuk. 10 adim gitsen bitiyor. boyle bir oda kadar. etrafta agac dali falan da
yokki sikip suyunu iceyim. mecbur deniz suyuna abaniyorum ama tuzlu o da. kusuyorum. daha sonra
gidip baska seylerle ilgileniyorum ki susuzlugumu unutayim. sonra tekrar geri gelip icmeyi deniyorum.
gene hafiften bir kusma raddesine geliyorum. fakat bunu boyle ayni sekilde tekrarladikca kusmaya karsi
bir refleks olusuyor. aksama dogru suyu icmeyi basariyorum. o biraz beni tok tutuyor. ama acikmaya
basliyorum yine de.
ikinci geceyi de bisey yemeden kumsalda yatarak geciriyorum. gece yarisi 2-3 gibi
uyaniyorum. sesler geliyor. korkuyorum acayip. denizin ortasinda karanlikta isiklar goruyorum. lost'un
sezon sonundaki gibi aniden bir geminin isiklarinin acilacagini ve insanlarin beni kurtarip goturecegini
dusunurken uyuyakaliyorum. sabah gunes tepemde uyaniyorum. ucuncu gun. her tarafim yapis yapis
olmus sicaktan. gece estigi icin tisortumle yatmisim. hemen ustumdekileri atip denize daliyorum. bir
guzel yikanip kendime geliyorum. denizin dibine dalislar yapiyorum biseyler bulabilmek umudyla ama
sonuc sifir. her taraf kayalik ve kuru. hatta ayak basparmagimi tasa vuruyorum fena kaniyor. hemen
seke seke cikip parmagima bakiyorum. feci yarilmis. kaniyor durmadan. oyle kanaya kanaya kalkiyor
10 adim oteye gidiyorum. hicbirsey yok. aclik iyice tesirini gostermeye basliyor. dudaklarim kuruyor.
uyuyorum. uyuyamiyorum. gunes tepemde. en ufak bir golgelik yok altina siginabilecegim. aksam oluyor
rahatliyorum. en azindan serin. fakat bu defa da sesler geliyor. dusunuyorum geceyi mi gunduzu mu
tercih ederim diye. gece diyorum. gunduz o gunesin altinda sicakta kavrulmaktansa gece serinliginde
korkmayi tercih ediyorum. hatta aklimdan bir espri geciyor. issiz adaya dusseniz ne zaman dusmek
isterdiniz diye bir soru. cevabi ise 21 aralik. gecelerin en uzun oldugu donem. bu espriyi bir arkadasim
baska bir arkadasimin dugun hazirliklari doneminde yapmisti. gerdegi 21 aralik'a denk getirsenize diye.
epey gulmustuk.
dorduncu gun feci bir halsizlikle uyaniyorum. gunes yine tepemde. dudaklarimdan baslayip bogazimdan
ilerleyip mideme dogru inen bir kuruluk var. adaya kuruluk bakimindan uyum saglamaya basliyorum.
bedenim gittikce kurumaya basliyor. deniz suyuna abaniyorum yine., kusa kusa iciyorum. kusacak birsey
yok. midem bombos. dorduncu gunun sonunda acliktan kalkamiyorum artik. aksama dogru uyaniyorum
tekrar. denizin dibine daliyorum. artik oyle ki adimlik adanin etrafindaki deniz dibini karis karis biliyorum.
bombos. devlet ve teroristler arasinda kalmis daha sonra bosaltilmis ve bir daha kimsenin ugramadagi
koyler gibi. hafiften biraz ileriye dogru acilmayi deniyorum nefesimi tutarak ama bogulma tehlikesi
gecirip panikle gerisin geri geliyorum.
besinci gun. adanin yumusak topragini eselemeye basliyorum. toprak oylesine transparan ki hafif
eselesem adanin ortasinda delik acilacak suya gomulecem gibi geliyor. her tarafu eseliyorum bir canli
bulup yeme umuduyla. hicbirsey yok. bir tahta (evet tahta) parcasi bile yok. sadece kum. hayatimda ilk
kez kum yemeyi deniyorum. olmuyor.
altinci gun gece karanlika oturuyorum. annem, babam aklimda. birkac gune olecem. keske
arayabilseydim onlari diyorum. ama gecti artik. kimbilir simdi ne yapiyorlardir. uykuya daliyorum. gece
yarisi uyaniyorum gene. dalgalar vuruyor. adayi alip goturecek gibi. uzakta cok kucuk bir isik beliriyor.
gozlerimi her acisimda isigin buyudugunu farkediyorum. dunya yuvarlaktiri ispat etmeye calisan
fella geliyor aklima. hani olduruyorlar ya. daliyorum gene. uyaniyorum isik iyice buyumus. hafiften
dogruluyorum. isik uzerime dogru geliyor. olurken gorulen isik mi acaba diyorum. ama neden boyle taksit
taksit geliyor. degil. isiga ses eslik etmeye basliyor. cunku isik sesten daha hizli. once isik sonra ses gelir.
ses gittikce artiyor. modern dunyadan bir ses bu. motor sesi.
1 hafta hastanade serumlar altinda yatiyorum. basucumda annem babam var. disarda basin ordusu ve
akrabalar. gozlerimi aciyorum. oglum gecti hersey diyor babam basimi oksayip. guluyorum, guldukce
guluyorum. annem aglayarak geliyor basimi, gozumu opuyor. bitti hersey diyor. 3 gun sonra doktor
taburcu edilecegimis oyluyor. cocuklar gibi senim. tamamen iyilesmis durumdayim. babam hadi oglum
soyle guzel bir lokantaya gidip ziyafet cekelim diyor. havalara ucuyorum. aklimdan kebaplar, ayranlar,
salatalar, mangalda kizartilmis tavuklar, salgamlar geciyor. hadi babacim hemen gidelim diyorum.
akrabalar aile hep birlikte kalite bir urfa kebapcisina gidiyoruz. babam masayi donat diyor. masayi
donatiyorlar. kebaplar, salatalar, salgam sulari, tatlilar..hersey var. yedikce yiyorum. derken aksamin
baska bir akraba tarafindan yemek veriliyor. sofra gene donatilmis. icimde surekli bir tuvalete gitme
durtusu var ama ne zaman gitsem en tuvalet istegim kaciyor. sadece kucuk su dokuyorum. babama
anlatinca hastanede sadece serum aldigimi dolayisiyla bir hafta boyunca sadece isedigimi soyluyor. ama
midemde buyuk bir sey var. gidip bunu cikarmam lazim. zira hatirliyorum adaya dustugumden beri
sicmamisim. bir de uzerine bu kebaplari yiyince iyice sistigimi hissediyorum. ama tuvalete gidince o his
gidiyor. sadece iseyebiliyorum. geri donuyorum sofraya. akrabalar egleniyor. biraz daha yiyip iciyorum.
derken buyuk bir gurultu geliyor midemden. bu defa kesin cikacak diyorum. kalkip tuvalete yoneliyorum.
ama midem patlayacak gibi baski yapiyor. hafiften gobek cikmis sanki. midemde en az 2 haftalik bi
yiyecek diskisi var. ve simdi patlamaya hazir volkan gibi. tuvalete dogru hafiften kosmaya basliyorum.
fakat o da ne? bu tuvalet sofraya cok yakin. belliki cok sesli ve gurultulu sicacam. teyzemi yanima cagirip
soruyorum. baska tuvalet var mi? burayi neden kullanmiyorsun diyor. uzak olsun daha rahat ederim
diyorum. bu arada yerimde duramiyorum. ust katta var. kosa kosa cikiyorum ust kata. kuzenim icerde
banyo yapiyor. banyo ile tuvalet ayni yerde. kipkirmizi terlemis durumdayim. kemerimi acmisim bile.
patladi patlayacak. sican adam geliyor aklima. kosarak asagiya iniyorum. teyzemin saskin baskilari
arasinda disariya cikiyorum. aksam karanlik. ileride bos bir arazi var. dolunay oldugu icin aydinlatiyor
sahayi. ama kimse yok. zaten birilerinin gelmesi de imkansiz. bir calinin dibine comeliyor..daha
comelmeden patliyorum. buyuk bir huzur icinde oraya en az 3 kiloluk birsey bosaltiyorum. sonra
pantolonumu cekip yorgunlukla uzaniyorum oraya. oturup onu izliyorum ayisigi altinda. adada gecirdigim
gunler gozumun onunden geciyor. yaklasik 2 saat orada oylece uzanip o boku izliyorum. daha sonra
kalkip eve gidiyorum. vedalasip akrabalarla eve donuyoruz. yatagima uzaniyor huzurlu bir uyku
uyuyorum.
biraz uzun oldu ama issiz adam hakkinda demek istedigim ozetle su: bir kenara sicar oturur onu izlerim
daha iyi.
No comments:
Post a Comment