Friday, October 23, 2009

ıssız adam

simdi diyelim ben issiz bir adaya dustum. issiz dediysem hakikaten issiz. hicbirsey yok adada. cast away filmindeki gibi hindistan cevizleri de yok. kupkuru. got kadar bir ada. agac, yesillik hicbirsey yok. ustune ustluk yuzme de bilmiyorum. yani acilip balik avlama imkanim da yok. boyumu gecmeyen kisimda ise tek balik yok. yani larva olsa ona da talibim ama o da yok. denizin dibi de kupkuru. ilk geceyi fazla sikinti cekmeden geciriyorum. cunku ucak dusmeden once guzelce bir yemistim. karnim ac degil. ama ertesi sabah uyandigimda felaket susadigimi farkediyorum. ariyor tariyorum ama adada icimlik su yok. zaten ada 1 donumluk yani cok kucuk. 10 adim gitsen bitiyor. boyle bir oda kadar. etrafta agac dali falan da yokki sikip suyunu iceyim. mecbur deniz suyuna abaniyorum ama tuzlu o da. kusuyorum. daha sonra gidip baska seylerle ilgileniyorum ki susuzlugumu unutayim. sonra tekrar geri gelip icmeyi deniyorum. gene hafiften bir kusma raddesine geliyorum. fakat bunu boyle ayni sekilde tekrarladikca kusmaya karsi bir refleks olusuyor. aksama dogru suyu icmeyi basariyorum. o biraz beni tok tutuyor. ama acikmaya basliyorum yine de.

ikinci geceyi de bisey yemeden kumsalda yatarak geciriyorum. gece yarisi 2-3 gibi uyaniyorum. sesler geliyor. korkuyorum acayip. denizin ortasinda karanlikta isiklar goruyorum. lost'un sezon sonundaki gibi aniden bir geminin isiklarinin acilacagini ve insanlarin beni kurtarip goturecegini dusunurken uyuyakaliyorum. sabah gunes tepemde uyaniyorum. ucuncu gun. her tarafim yapis yapis olmus sicaktan. gece estigi icin tisortumle yatmisim. hemen ustumdekileri atip denize daliyorum. bir guzel yikanip kendime geliyorum. denizin dibine dalislar yapiyorum biseyler bulabilmek umudyla ama sonuc sifir. her taraf kayalik ve kuru. hatta ayak basparmagimi tasa vuruyorum fena kaniyor. hemen seke seke cikip parmagima bakiyorum. feci yarilmis. kaniyor durmadan. oyle kanaya kanaya kalkiyor 10 adim oteye gidiyorum. hicbirsey yok. aclik iyice tesirini gostermeye basliyor. dudaklarim kuruyor. uyuyorum. uyuyamiyorum. gunes tepemde. en ufak bir golgelik yok altina siginabilecegim. aksam oluyor rahatliyorum. en azindan serin. fakat bu defa da sesler geliyor. dusunuyorum geceyi mi gunduzu mu tercih ederim diye. gece diyorum. gunduz o gunesin altinda sicakta kavrulmaktansa gece serinliginde korkmayi tercih ediyorum. hatta aklimdan bir espri geciyor. issiz adaya dusseniz ne zaman dusmek isterdiniz diye bir soru. cevabi ise 21 aralik. gecelerin en uzun oldugu donem. bu espriyi bir arkadasim baska bir arkadasimin dugun hazirliklari doneminde yapmisti. gerdegi 21 aralik'a denk getirsenize diye. epey gulmustuk.

dorduncu gun feci bir halsizlikle uyaniyorum. gunes yine tepemde. dudaklarimdan baslayip bogazimdan ilerleyip mideme dogru inen bir kuruluk var. adaya kuruluk bakimindan uyum saglamaya basliyorum. bedenim gittikce kurumaya basliyor. deniz suyuna abaniyorum yine., kusa kusa iciyorum. kusacak birsey yok. midem bombos. dorduncu gunun sonunda acliktan kalkamiyorum artik. aksama dogru uyaniyorum tekrar. denizin dibine daliyorum. artik oyle ki adimlik adanin etrafindaki deniz dibini karis karis biliyorum. bombos. devlet ve teroristler arasinda kalmis daha sonra bosaltilmis ve bir daha kimsenin ugramadagi koyler gibi. hafiften biraz ileriye dogru acilmayi deniyorum nefesimi tutarak ama bogulma tehlikesi gecirip panikle gerisin geri geliyorum. besinci gun. adanin yumusak topragini eselemeye basliyorum. toprak oylesine transparan ki hafif eselesem adanin ortasinda delik acilacak suya gomulecem gibi geliyor. her tarafu eseliyorum bir canli bulup yeme umuduyla. hicbirsey yok. bir tahta (evet tahta) parcasi bile yok. sadece kum. hayatimda ilk kez kum yemeyi deniyorum. olmuyor.

altinci gun gece karanlika oturuyorum. annem, babam aklimda. birkac gune olecem. keske arayabilseydim onlari diyorum. ama gecti artik. kimbilir simdi ne yapiyorlardir. uykuya daliyorum. gece yarisi uyaniyorum gene. dalgalar vuruyor. adayi alip goturecek gibi. uzakta cok kucuk bir isik beliriyor. gozlerimi her acisimda isigin buyudugunu farkediyorum. dunya yuvarlaktiri ispat etmeye calisan fella geliyor aklima. hani olduruyorlar ya. daliyorum gene. uyaniyorum isik iyice buyumus. hafiften dogruluyorum. isik uzerime dogru geliyor. olurken gorulen isik mi acaba diyorum. ama neden boyle taksit taksit geliyor. degil. isiga ses eslik etmeye basliyor. cunku isik sesten daha hizli. once isik sonra ses gelir. ses gittikce artiyor. modern dunyadan bir ses bu. motor sesi.

1 hafta hastanade serumlar altinda yatiyorum. basucumda annem babam var. disarda basin ordusu ve akrabalar. gozlerimi aciyorum. oglum gecti hersey diyor babam basimi oksayip. guluyorum, guldukce guluyorum. annem aglayarak geliyor basimi, gozumu opuyor. bitti hersey diyor. 3 gun sonra doktor taburcu edilecegimis oyluyor. cocuklar gibi senim. tamamen iyilesmis durumdayim. babam hadi oglum soyle guzel bir lokantaya gidip ziyafet cekelim diyor. havalara ucuyorum. aklimdan kebaplar, ayranlar, salatalar, mangalda kizartilmis tavuklar, salgamlar geciyor. hadi babacim hemen gidelim diyorum. akrabalar aile hep birlikte kalite bir urfa kebapcisina gidiyoruz. babam masayi donat diyor. masayi donatiyorlar. kebaplar, salatalar, salgam sulari, tatlilar..hersey var. yedikce yiyorum. derken aksamin baska bir akraba tarafindan yemek veriliyor. sofra gene donatilmis. icimde surekli bir tuvalete gitme durtusu var ama ne zaman gitsem en tuvalet istegim kaciyor. sadece kucuk su dokuyorum. babama anlatinca hastanede sadece serum aldigimi dolayisiyla bir hafta boyunca sadece isedigimi soyluyor. ama midemde buyuk bir sey var. gidip bunu cikarmam lazim. zira hatirliyorum adaya dustugumden beri sicmamisim. bir de uzerine bu kebaplari yiyince iyice sistigimi hissediyorum. ama tuvalete gidince o his gidiyor. sadece iseyebiliyorum. geri donuyorum sofraya. akrabalar egleniyor. biraz daha yiyip iciyorum. derken buyuk bir gurultu geliyor midemden. bu defa kesin cikacak diyorum. kalkip tuvalete yoneliyorum. ama midem patlayacak gibi baski yapiyor. hafiften gobek cikmis sanki. midemde en az 2 haftalik bi yiyecek diskisi var. ve simdi patlamaya hazir volkan gibi. tuvalete dogru hafiften kosmaya basliyorum. fakat o da ne? bu tuvalet sofraya cok yakin. belliki cok sesli ve gurultulu sicacam. teyzemi yanima cagirip soruyorum. baska tuvalet var mi? burayi neden kullanmiyorsun diyor. uzak olsun daha rahat ederim diyorum. bu arada yerimde duramiyorum. ust katta var. kosa kosa cikiyorum ust kata. kuzenim icerde banyo yapiyor. banyo ile tuvalet ayni yerde. kipkirmizi terlemis durumdayim. kemerimi acmisim bile. patladi patlayacak. sican adam geliyor aklima. kosarak asagiya iniyorum. teyzemin saskin baskilari arasinda disariya cikiyorum. aksam karanlik. ileride bos bir arazi var. dolunay oldugu icin aydinlatiyor sahayi. ama kimse yok. zaten birilerinin gelmesi de imkansiz. bir calinin dibine comeliyor..daha comelmeden patliyorum. buyuk bir huzur icinde oraya en az 3 kiloluk birsey bosaltiyorum. sonra pantolonumu cekip yorgunlukla uzaniyorum oraya. oturup onu izliyorum ayisigi altinda. adada gecirdigim gunler gozumun onunden geciyor. yaklasik 2 saat orada oylece uzanip o boku izliyorum. daha sonra kalkip eve gidiyorum. vedalasip akrabalarla eve donuyoruz. yatagima uzaniyor huzurlu bir uyku uyuyorum. biraz uzun oldu ama issiz adam hakkinda demek istedigim ozetle su: bir kenara sicar oturur onu izlerim daha iyi.