çocukların oynadığı bir oyun var hani durmadan anne ve babalarına “neden?” diye sordukları.
-hadi şimdi uyuyalım.
-neden?
-çünkü yarın erken kalkıcaz.
-neden?
-çünkü tatile gidiyoruz, erkenden yola koyulmamız lazım.
-neden?
-çünkü yolumuz uzun..
-neden?
-….
felsefe de böyle birşey. sürekli sorular sorup kafa ziker. örneğin “sınavlardan iyi notlar almak iyidir” deriz. filozof “neden?” diye sorar. biz de “çünkü ileride iyi bir iş sahibi olmak için okulu iyi notlarla bitirmek önemlidir” deriz. filozof tekrar sorar “neden?”. sonsuza kadar “neden?” diye sorabilirim ve asla benim için kesin ve son bir cevap yoktur diye düşünüyorsan, nihilistsin demektir. yani mutlak yokluğa ve hiçliğe inanıyorsun. sınavlardan iyi notlar almanın gerçekten önemli olduğuna inanmıyorsun çünkü onun öyle olduğunu söyleyen hiçbirşey yok. eğer bu sorulara verilecek en son cevabın “allahın hikmeti” ise, kutsal bir güce inanıyorsun ve tanrının sınavlardan iyi notlar almanın güzel birşey olduğuna karar veren tek merci olduğunu düşünüyorsun. buna verilecek çok farklı cevaplar var elbette. bunun insan algısının çalışma yöntemiyle veya evrenin işleyişiyle alakalı birşey olduğunu da düşünebilirsin. varoluşçu ise “neden?” sorularına verilecek en son cevabın “çünkü sen öyle söylediğin için” olduğuna inanır. varoluşçu en sonda doğru ve yanlışın ne olduğuna karar verecek tek kişinin sen olduğuna inanır. bu nihilizmle aynı şey değildir çünkü burada en son bir cevap vardır ve bu son cevap tamamen sana bağlıdır. bu şu demek: farklı şeyler farklı bireyler için farklı ehemmiyetler arzedebilir. ali ve ayşe’ye yüksek notlar almanın iyi mi kötü mü olduğunu sorarsan ikisinden de farklı cevaplar alabilirsin. biri iyi der, diğeri kötü ama her ikisi de haklıdır. ali “yüksek notlar almak önemlidir çünkü ben öyle söylüyorum” derse haklıdır çünkü yüksek not almanın önemli olduğunu düşünüyor. aynı şekilde ayşe “yüksek notlar almak benim için önemli değil çünkü ben öyle düşünüyorum” derse o da doğru olur.
yani sen ne diyosan o.
No comments:
Post a Comment